Blog

13 Ağustos 2026 · 2 dk okuma

Enflasyonda kâr sanrısı

Türkiye'de yatırımın en büyük sorunu kötü karar vermek değil. En büyük sorun, kötü kararı iyi sanmak.

Bir yıl önce 100 lira olan bir şeye bugün 100 lira daha ekleyip 200 lira olduğunu görürsünüz. "Paramı ikiye katladım" dersiniz. Aynı dönemde hayat pahalılığı iki katına çıkmıştır. Yani cebinizde daha çok rakam vardır ama tam olarak eskisi kadar şey alabilirsiniz.

Kazanmadınız. Sadece yerinizde saydınız — ve bunun için bir yıl risk aldınız.

Nominal ve reel

Bu iki kelimeyi bilen insanla bilmeyen insan aynı ülkede yaşamıyor.

  • Nominal getiri: paranızın rakam olarak ne kadar büyüdüğü.
  • Reel getiri: enflasyon düşüldükten sonra alım gücünüzün ne kadar büyüdüğü.

Yatırım kararı verirken tek anlamlı soru şudur: bu yatırım, enflasyonun üstünde ne kadar getirdi?

Hesabı kabaca yapmak yeter: getiriniz yüzde 60, enflasyon yüzde 55 ise reel kazancınız yüzde 5 civarındadır. Getiriniz yüzde 40, enflasyon yüzde 55 ise — rakamlar büyümüş olsa bile — kaybettiniz.

Enflasyonist ortamda hiçbir şey yapmamak da bir karardır. Ve genellikle en pahalı olanıdır.

Rakam büyümesi neden bu kadar aldatıcı?

Çünkü insan beynine iyi geliyor.

Hesap ekranında büyüyen sayı görmek, kaybettiğinizi düşünmenizi engeller. Bankada duran para "güvende" hissettirir, oysa her gün sessizce erir. Erimenin sesi yoktur; bu yüzden fark edilmez.

Borsada, altında, dövizde, gayrimenkulde aynı yanılgı geçerlidir. Karşılaştırmayı geçen seneki fiyatla değil, geçen sene o parayla alabildiğiniz şeyle yapmalısınız.

Peki ne yapmalı?

Üç ilke, her dönemde geçerli:

  1. Üretken varlık tutun. Kendi başına gelir üreten şeyler (işletme payı, kira getiren mülk, gelir üreten bir sistem) enflasyonla birlikte fiyatını da geliriniz de yükseltir. Sadece fiyatı artan varlık, sadece umuttur.
  2. Vadeyi netleştirin. Üç ay sonra ihtiyacınız olan parayla üç yıllık yatırım yapılmaz. Yanlış vade, iyi yatırımı kötü yatırıma çevirir.
  3. Tek sepete koymayın. Enflasyon dönemlerinde hangi varlığın kazandıracağını kimse önceden bilmez. Bilen varsa da size söylemez.

Asıl mesele: hız

Enflasyonun en sinsi tarafı, insana zaman kaybettirmesi.

Yüksek enflasyonda bir yıl beklemek, düşük enflasyondaki bir yıla benzemez. Kararsız geçen her ay, alım gücünüzden gerçek bir kesinti demektir. Bu yüzden hızlı ama ölçülü hareket etmek, mükemmel kararı beklemekten iyidir.

Mükemmel karar diye bir şey yok. Zamanında verilmiş, hesabı yapılmış, riski bilinen karar var.

Ve unutmayın: parasını korumayı bilmeyen insan, kazanmayı bilse bile zengin kalamaz.