Blog

20 Ağustos 2026 · 2 dk okuma

Girişimcilik oynamak ile girişimci olmak

Girişimcilik oynayan insanı uzaktan tanırsınız. Çok meşguldür. Toplantıdan toplantıya koşar. Logosunu üç kez değiştirmiştir. Sunumu hazırdır. Kartviziti basılmıştır.

Bir tek müşterisi yoktur.

Bu yazı, o adamın kötü bir insan olduğunu söylemek için değil. Çünkü o adam çoğu zaman kötü niyetli değil — sadece işin nereden başladığını bilmiyor. Ben de yıllar önce aynı yerdeydim.

Meşgul olmak ile üretmek aynı şey değil

Girişimcilik oynamanın en tehlikeli tarafı, insanı gerçekten yorması.

Bütün gün çalışırsınız. Akşam yorgun yatarsınız. Bir şeyler yaptığınızı hissedersiniz. Ama yaptığınız şeylerin hiçbiri, birinin cebinden para çıkarıp sizin cebinize koymasıyla sonuçlanmaz.

Kendinize sorun: bugün yaptığım işlerden kaç tanesi doğrudan satışa dokundu?

Cevap sıfırsa, o gün çalışmadınız. Meşgul oldunuz.

Gerçek iş üç sorunun cevabıdır

Bir işin var olup olmadığını anlamak için karmaşık analize gerek yok. Üç soru yeter:

  1. Kime satıyorsun? "Herkese" cevabı, "hiç kimseye" demektir.
  2. Ne kadara satıyorsun ve maliyetin ne? Aradaki fark yoksa iş değil, gönüllü çalışmadır.
  3. Bir kez satın alan geri geliyor mu? Gelmiyorsa her ay sıfırdan başlıyorsunuz demektir.

Bu üç sorunun cevabı netse, ofisiniz olmasa da işiniz vardır. Cevap yoksa, ofisiniz de olsa işiniz yoktur.

Kurmadan önce satın

Girişimcilikte en pahalı hata, kimsenin istemediği bir şeyi mükemmel şekilde inşa etmektir.

Bir fikir aklınıza geldiğinde ilk yapmanız gereken şey yazılım yaptırmak, şirket kurmak, ekip toplamak değil. İlk yapmanız gereken şey, o şeyi almaya hazır on kişi bulmak.

On kişiyi bulamıyorsanız, ürünü yapmanın anlamı yok. On kişiyi buluyorsanız, ürünü yapmak için zaten paranız var.

İş fikri değerli değildir. Değerli olan, o fikre para ödeyecek insanın varlığıdır.

Maliyet yapısı, kaderinizi belirler

Genç girişimcilerin en sık düştüğü tuzak: gelir gelmeden gider yaratmak.

Ofis kirası, sabit maaşlı ekip, abonelikler, araç... Bunların hepsi siz satış yapmasanız da her ay kapınızı çalar. İşin ilk yıllarında düşük sabit gider, en büyük rekabet avantajınızdır. Çünkü hayatta kalırsınız. Hayatta kalan, öğrenmeye devam eder. Öğrenen, eninde sonunda kazanır.

Büyümek, gider büyütmek değildir. Büyümek, aynı giderle daha çok satmaktır.

Kendinize dürüst olun

Girişimcilik oynamayı bırakmanın tek yolu var: rakamlara bakmak.

Bu ay kaç lira girdi, kaç lira çıktı, kaç yeni müşteri geldi. Bu üç sayı hoşunuza gitmiyorsa, sunumunuzu güzelleştirmek hiçbir şeyi değiştirmez.

İyi haber şu: bunu fark ettiğiniz gün, çoğu insanın önüne geçersiniz. Çünkü insanların büyük kısmı bu sayılara bakmaktan kaçınmak için ömür boyu meşgul kalmayı seçiyor.